1. Gün: İstanköy (Kos)
On İki Ada'nın en büyük ikinci adası olan İstanköy, modern tıbbın babası olarak kabul edilen ve MÖ 460 yılında burada doğan Hipokrat ile özdeşleşmiştir. Hipokrat, yaşamı boyunca öğrencilerine tıp biliminin ve felsefesinin temellerini burada öğretmiştir.
Hipokrat'ın şifa merkezi olan Asklepion'u ziyaret etmek için eşsiz bir şansınız var. Adanın en önemli arkeolojik alanı olan bu bölge, Batı dünyasının ilk hastanelerinden ve tıp okullarından birini yakından görmeniz için harika bir fırsat sunuyor. Adadaki diğer önemli duraklar arasında görkemli Şövalyeler Kalesi, İstanköy Arkeoloji Müzesi, Hipokrat Kültür Merkezi ve limandan sadece 10 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Roma Odeon'u yer alıyor.
Akşam yemeği için sahildeki geleneksel tavernalardan birini tercih edebilir, ardından İstanköy çarşısında keyifli bir yürüyüşle günü noktalayabilirsiniz.
Adanın ana merkezi dışında, bugün keşfedebileceğiniz pek çok şirin köy bulunuyor. Bunlardan biri, adanın ilk başkenti olan Kefalos'tur. Tepelerin yamaçlarına kurulu bu köyde, kırsal yaşamın izlerini taşıyan Folklor Müzesi'ni, Aziz Stefanos Hristiyan Bazilikası'nın kalıntılarını ve köyün karşısındaki adacığın sunduğu muazzam manzarayı mutlaka görmelisiniz.
Daha otantik bir deneyim arıyorsanız, dağların iç kısımlarında yer alan büyüleyici Zia köyünü ziyaret edebilirsiniz. Yaklaşık 45 dakikalık bir taksi yolculuğuyla ulaşabileceğiniz bu köy, kitle turizminden uzak, adanın panoramik manzarasını sunan huzurlu atmosferiyle sizi büyüleyecek.
2. Gün: Nisiros (Nisyros)
Sabah geç saatlerde Nisiros'a doğru yola çıkıyor ve öğle yemeği için Pali Limanı'na varıyoruz. İdil ortamda yüzüp dinlendikten sonra botla karaya çıkarak, Simi'ye kıyasla daha az bilinen bu otantik Yunan adasını keşfedebilirsiniz. Adanın en büyük çekim merkezi yanardağıdır. Bir araç kiralayarak kraterin kenarına kadar gidebilir, ardından tabanına inerek "ay yüzeyini" andıran bu bölgede kükürtlü sislerin arasında unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz. Loutra Kaplıcaları da oldukça popülerdir; genellikle şifalı sularından çok, görkemli mimari yapılarını görmek isteyen turistleri ağırlar. Günün ilerleyen saatlerinde adanın ana limanı olan Mandraki'ye geçerek otantik Yunan eğlenceleriyle gecenin tadını çıkarın!
3. Gün: Tilos
Sabah erken saatlerde, On İki Ada içinde turist kalabalığından kaçabilen ender yerlerden biri olan Tilos'a doğru yelken açıyoruz. Modern dünyanın gürültüsünden tamamen uzaklaşmış gibi hissedeceğiniz bu ada, bozulmamış doğasıyla sizi karşılayacak.
Livadia limanına demir atıyoruz. Karada yapılacak çok şey var; örneğin, terk edilmiş Megaro Horio kasabasına bir otobüs yolculuğu yapabilirsiniz. Burası, adaya geri dönen Yunanlılar sayesinde yeniden canlanan, huzurlu ve güzel bir yerleşim yeri. Genel olarak sakin bir ada olsa da liman bölgesi oldukça hareketli ve canlı; deniz kenarındaki bir kafede soğuk içeceklerinizi yudumlayarak ya da hediyelik eşya dükkanlarını gezerek keyifli saatler geçirebilirsiniz.
Akşam yemeğinde gerçek bir Yunan balık restoranını tercih edebilir veya özel şefinizin hazırladığı lezzetlerle teknenizde gastronomik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
4. Gün: Simi (Symi)
Simi'yi keşfetmek, çölde egzotik bir bitki bulmak gibidir. Pastel mavi, kehribar, krem ve gül rengi evler, bir çocuğun inşa ettiği oyuncak bir kasaba gibi koyun dik yamaçlarına üst üste dizilmiştir. Doğal bir limana sahip olan Simi, geçmişte gemi yapımı ve sünger avcılığıyla ünlüydü. Bugün ise liman, harika restoranlar ve tavernalarla çevrilidir. Tepenin üzerinden geçip eski yel değirmenlerini aşarak derin Pethi Limanı'na yürüyebilir veya bir motosiklet ya da taksi kiralayarak adanın iç kısımlarını keşfe çıkabilirsiniz.
5. Gün: Bozburun
Çok sayıda koy ve adacıkla çevrili Bozburun, tüm Güney Ege rotalarının şüphesiz en özel duraklarından biridir. Aynı zamanda Türkiye sularına giriş yapacağınız limandır.
Bir zamanlar Türkiye'nin sünger avcılığı merkezi olan Bozburun'da, bugün tüm hareketlilik yat turizmi ve geleneksel Türk guletlerinin yapımı çevresinde şekillenmektedir. Bozburun; küçük limanı ve çevresindeki tarım alanlarıyla huzurlu, sakin ve rahat bir atmosfere sahiptir. Keşfedebileceğiniz şirin restoranlar, barlar ve küçük butikler mevcuttur.
Bozburun'un kırsal bölgesi; yüksek dağları, sarp kayalıkları ve sık yabani zeytin ağaçlarıyla vahşi güzelliğiyle ünlüdür. Koy oldukça korunaklıdır; bu yüzden adacıklardan birinin çevresinde yüzmenin veya şnorkelle dalış yapmanın tadını çıkarmayı unutmayın.
6. Gün: Datça
Yol üzerindeki resmedilmeye değer koylarda durarak Datça limanına doğru yelken açıyoruz. Öğle yemeği Datça limanında servis edilecektir. Günün ilerleyen saatlerinde yerel bir rehber eşliğinde Datça merkezinde kısa bir tura çıkabilir, dilerseniz Datça'nın en büyük organik çiftliği olan "Olive Farm"a kısa bir sürüş yapabilirsiniz. Burada, birçok farklı organik zeytinyağı ve sirke çeşidini tatma şansı bulacaksınız; Datça ziyaretinizin en unutulmaz noktalarından biri olacağına emin olabilirsiniz.
Tekneye dönüş yolunda, sanatçıların uğrak noktası haline gelen ve bölgedeki ilk yerleşim yeri olan "Eski Datça"nın dar, taş döşeli sokaklarında kısa bir yürüyüş yapmak oldukça keyifli olabilir.
Geceleme yakın bir koyda yapılacaktır.
7. Gün: Bodrum
Bodrum, Türkiye'nin en popüler tatil merkezlerinden biridir. Renkli begonvillerle süslenmiş beyaz badanalı evler, limana inen alçak ve yuvarlak tepelerin yamaçlarına yayılmıştır. Muhteşem bir Haçlı Kalesi, marinaya tepeden bakan kayalık bir burun üzerinde gururla yükselir. Burası, turistlerin meşhur gece hayatını deneyimlemek kadar etkileyici tarihine tanıklık etmek için de akın ettiği Bodrum'un kalbidir. Tarihin babası Heredot, burası "Halikarnassos" olarak bilindiği dönemde burada doğmuştur. Dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnassos Mozolesi'nin kalıntılarını, Myndos Kapısı'nı, antik tiyatroyu ve St. John Şövalyeleri Kalesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Dünyanın en büyük su altı arkeoloji müzelerinden birine ev sahipliği yapan kaleyi, havanın daha serin olduğu saatlerde gezmek oldukça keyiflidir.
8. Gün: Bodrum'da kahvaltı sonrası ayrılış