Kotor Körfezi

Kotor Körfezi

Eğer antik kasabalara, tarihi kale surlarına, görkemli saraylara, kiliselere ve güneşin ruh haline göre renk değiştiren uçsuz bucaksız deniz manzaralarına hayransanız; sahil restoranları, tavernaları ve el değmemiş doğasıyla doğru yerdesiniz: Yerel halkın sevgiyle "Boka" olarak adlandırdığı Kotor Körfezi.

Boka Kotorska olarak da bilinen bu büyüleyici bölge, Adriyatik Denizi'nin güneyinde, küçük Balkan ülkesi Karadağ'ın en güzel köşelerinden birinde yer alır. Kuş bakışı bakıldığında Boka, birbirine yakın uçan iki kelebeği andırır; kanatları ise dört ayrı körfezi oluşturur: Kotor, Tivat, Risan ve Herceg Novi körfezleri.

Doğanın bu muazzam eseri, yaklaşık 28 kilometre boyunca anakaranın içine işleyerek mükemmel bir tatil için gereken her şeyi sunar: Fotojenik taş köylerle süslü kıyı şeridi, gözlerden uzak villalar ve sadece dolambaçlı yollarla ulaşılabilen dağ yerleşimleri. Tüm bu atmosfer, iyi korunmuş bir orta çağ masalını andırıyor.

contact-yachts-210310-023336-001

Yatçılık tutkunları, Karadağ'ın bu bölgesinin 1940'ların Saint-Tropez'sini anımsattığını ve bugün Akdeniz'de bulunması oldukça güç olan eşsiz bir atmosfere sahip olduğunu sıkça dile getirir.

Denizin maviliğinden gökyüzüne doğru yükselen, zeytinlikler ve kireçtaşı yamaçlara serpiştirilmiş heybetli selvilerle kaplı dağ silsilesi boyunca yelken açarken, gördüklerinizin gerçek olamayacak kadar güzel olduğu hissine kapılacaksınız.

Seyahat rehberlerinde genellikle Avrupa'nın en güneyindeki fiyort olarak tanımlansa da, bazı uzmanlar buranın aslında sular altında kalmış bir nehir kanyonu olduğunu savunur. Tartışmaları bilim insanlarına bırakalım; sonuçta teknik olarak bir fiyort olup olmamasının önemi yok. Önemli olan, kendinizi bir anlığına Karadağ'da değil de Alaska veya İskandinavya'da hissettiren bu büyüleyici coğrafyanın tadını çıkarmaktır.

UNESCO Dünya Mirası listesindeki bu sihirli körfezi keşfetmek için ne kadar zaman ayıracağınız size kalmış. Bir veya iki gün içinde Boka Kotorska'nın sunduğu her şeyi görebilirsiniz: Kotor'un dolambaçlı rivierası, kiliseli iki küçük ada, Tivat'taki süper lüks Porto Montenegro yat limanı ve Perast kasabası. Belki şirin balıkçı köylerinden birinde mola verebilir ya da Yugoslav ordusundan kalma terk edilmiş denizaltı tünellerinde yüzebilirsiniz. Körfez yüksek sezonda bile kalabalık olmadığı için teknenizle huzur içinde seyir yapma şansınız var. Ardından, bu yavaş tempolu gezinin keyfini sürerek lüks charter tatilinize kuzeye, Hırvatistan yönüne doğru devam edebilirsiniz.

contact-yachts-210310-023337-001

Kotor Körfezi'ndeki her kasaba ve köyün mimarisi farklı dönemlerden izler taşır. Katedraller, kiliseler, manastırlar ve saraylar; Venedik, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan dönemlerinin en seçkin mimari örneklerini yansıtır.

Körfezde seyir halindeyken dünyanın en zenginlerine ait devasa lüks yatları, her boyutta motorlu yelkenlileri ve heybetli dağların arasında dramatik bir görüntü oluşturan dev yolcu gemilerini görebilirsiniz.

Birçok yat charter kullanıcısının favori uğrak noktası olan Tivat, Boka'yı tanımak için ideal bir başlangıç noktasıdır. Porto Montenegro'nun sadece 15 dakika uzağındaki uluslararası havaalanı sayesinde ulaşım oldukça kolaydır. Bir zamanlar Avusturya-Macaristan ve ardından Yugoslav donanma üssü olan bu bölge, günümüzde minyatür bir Monte-Carlo'ya dönüşmüştür. Bugün liman, dünyanın en pahalı yatları, şık barları, birinci sınıf restoranları, otelleri ve lüks butikleriyle dolup taşmaktadır.

Zenginlikten bahsetmişken, Boka Kotorska'nın kalbinde yer alan Perast'a değinmemek olmaz. Gri taş evlerin ve kırmızı kiremit çatıların, terk edilmiş Venedik dönemi saraylarıyla buluştuğu bu kasaba tam bir görsel şölen. Bir zamanlar denizcilikle zenginleşen Perast, bugün açık hava müzesi gibidir. Yerel rehberler burayı "milyonerler kasabası" olarak adlandırır; çünkü uzun yıllardır Karadağlı zenginlerin tatil için vazgeçilmez adresidir. Denize sıfır konumdaki bir taş evin, harabe olsa dahi milyonlarca avro değerinde olduğu söylenir; bu iddiayı test etmedik ama oldukça gerçekçi görünüyor.

contact-yachts-210310-023338-001
contact-yachts-210310-023339-001

Körfezin en derin noktasında yer alan Kotor kasabası ise bambaşka bir hikayedir. Burası körfezin adeta ruhudur. Dik dağların yamacına tutunmuş, masmavi sularla çevrili bu orta çağ mücevheri sizi ilk görüşte büyüleyecektir. Eski şehrin her taşı, her meydanı ve dar sokağı hayranlık uyandırıcıdır. Kalelere ve surlara bakarken "Burası gerçek mi yoksa bir büyü mü?" diye kendinize sormadan edemezsiniz. Evet, her şey gerçek. Daha da nefes kesici bir deneyim için St. John Kalesi'ne tırmanabilirsiniz; oradan körfezin kuş bakışı manzarası eşsizdir. Eğer şanslıysanız, körfeze demirlemiş dev bir yolcu gemisini görmek manzarayı daha da etkileyici kılar. Ancak yokuşun oldukça zorlu olduğunu unutmayın. Zirveye ulaştığınızda Bernard Shaw'un o ünlü sözünü hatırlayacaksınız: "Cennette miyim yoksa ayda mı?" Kesin olan tek şey, buranın bir yeryüzü cenneti olduğudur.

Körfezde, genellikle yabancı gezginlerin gözden kaçırdığı Herceg Novi adında bir başka güzel eski kasaba daha bulunur. Burası, oryantal ve Bizans mimarisinin ilginç bir karışımını sunar. Ayrıca, yüzyıllar önce denizcilerin dünyanın dört bir yanından getirdiği egzotik bitkilerle dolu bahçelere sahiptir. Kasabada iyi korunmuş kaleler, kiliseler ve tarihi konaklar görebilirsiniz. Yakınlarda, Yugoslavya'nın efsanevi lideri Josip Broz Tito'ya ait olan meşhur "Galeb" villası da bulunmaktadır.

Belki de ünlü Fransız yazar Pierre Loti'nin, Puccini'nin meşhur "Madama Butterfly" operasına ilham veren "Madame Chrysanthème" eserini yazdığı dönemde etkilendiği o evi ziyaret etmek ilginizi çekebilir. Baošići'de bulunan bu ev bugün bir harabeyi andırsa da, yazarın yaratıcı kalbine dokunan o eşsiz manzarayı burada hala hissedebilirsiniz.

Kotor Körfezi her zaman sanatçıları sadece dinlenmek için değil, aynı zamanda iş kurmak için de kendine çekmiştir. Örneğin, efsanevi aktör Robert De Niro Sveti Stefan'da Nobu restoranını açmış, dünyaca ünlü Sırp yönetmen Emir Kusturica ise Herceg Novi'de bir tren istasyonunu şık bir otele dönüştürmüştür.

contact-yachts-210310-023342-001

Boka Kotorska'nın cazibesi, lüks otel açılışları ve yeni rotalar keşfeden gezginler sayesinde hızla yayılıyor. 19. yüzyıl şairi Lord Byron, Karadağ'ın Adriyatik kıyısı için "Deniz ile karanın en güzel karşılaşması" demiştir. Kim buna karşı çıkabilir ki?

Körfezde sadece sarp dağlar değil, aynı zamanda minik adalar da yükselir. Selvilerle kaplı St. George adası veya insan yapımı olan Our Lady of the Rocks (Kayaların Leydisi) gibi yerleri görmek, ömür boyu unutulmayacak bir deneyimdir.

Körfezde toplam yedi ada bulunur. Hepsini görmeniz gerekmez ama bazıları kesinlikle görülmeye değerdir. Özellikle Perast'ın hemen önündeki adalar, heybetli dağların karşısında bir serap gibi yükselir.

contact-yachts-210310-023344-001
contact-yachts-210310-023345-001

Taş duvarlarla çevrili ve yüksek selvilerle kaplı St. George adası, sanki bir sırrı saklıyormuş gibi oldukça gizemlidir. 12. yüzyılda inşa edilen Benedictine manastırı, güzelliğine rağmen birçok hüzünlü hikaye ve efsaneyle anılır.

contact-yachts-210310-023346-001

St. George adasının hemen karşısında, doğa tarafından değil insan eliyle yaratılmış bir başka ada daha bulunur: Gospa od Škrpjela (Kayaların Leydisi). Beş yüzyıldan fazla bir süre önce burada sadece bir kaya parçası vardı. Bir fırtına sırasında buraya sığınan iki denizci, kayanın üzerinde Madonna ve Çocuk ikonunu bulunca bunu ilahi bir işaret olarak kabul edip bir kilise inşa etmeye karar verdiler. Yıllar boyunca yerel halk, kayanın etrafına taşlar atarak ve eski gemileri batırarak bu adacığı oluşturdu. 17. yüzyılda ise üzerine bugünkü mavi kubbeli kilise inşa edildi. Her yıl 22 Temmuz'da düzenlenen "Fašinada" geleneğiyle, yerel halk hala adanın etrafına taşlar atmaya devam ederek bu yaşam sembolünü korumaktadır.

Yatla seyahat etmenin büyük bir avantajı da körfezin girişinde bulunan ve ünlü Fransız Fort Boyard'ı anımsatan Mamula adasını görme şansıdır. 19. yüzyıldan kalma kalesiyle ulusal bir anıt olan Mamula, günümüzde lüks bir tesise dönüştürülmüştür; ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında burası bir toplama kampı olarak kullanılmıştır.

Son olarak, gerçek bir Byronic deneyim yaşamak istiyorsanız yerel mutfağı mutlaka keşfetmelisiniz. Karadağ, Yunan ve Türk etkileri taşıyan bu mutfağı anlatmak zor olsa da; siyah risotto, taze sebzeler, kılıç balığı, yerel zeytinyağı ile servis edilen kalamar ve peynir çeşitleri, özellikle Herceg Novi yakınlarındaki Savina Manastırı'nın şarapları mutlaka denenmelidir.

Ayrıca, "Balkan burgeri" olarak bilinen ve bir pasta boyutunda servis edilen, farklı etlerin karışımıyla hazırlanan "Pljeskavica"yı da mutlaka denemelisiniz.

Artık neden her seyahat rehberinin Boka'dan övgüyle bahsettiğini anlıyorsunuz. İngiliz seyahat yazarı Gary Edwards'ın dediği gibi, Kotor Körfezi "Kuzey Avrupa fiyortları ile İtalyan göllerinin daha rustik bir versiyonunun muhteşem bir evliliği" gibidir.

Karadağ, Akdeniz'in lüks seyahat merkezi olma yolunda beş yıldızlı geleceğine emin adımlarla ilerliyor.

contact-yachts-210310-023349-001
contact-yachts-210310-023350-001

Yat Kiralama & Seyahat Bilgi Talebi

Charter broker ekibimiz 7/24 hizmetinizdedir. Herhangi bir sorunuz için lütfen bizimle bağlantıya geçin; Contact Yachts uzmanı sizinle en kısa sürede iletişime geçecektir.