Santorini... Sadece ismiyle bile her yıl milyonlarca gezgini kendine çeken o büyüleyici ada. İnsanlar buraya çoğunlukla o eşsiz manzaraları görmek için geliyor ve bu kesinlikle haklı bir sebep. Eğer henüz burayı ziyaret etmediyseniz, dergilerde veya internette gördüğünüz o büyüleyici fotoğraflardan buranın ne kadar etkileyici olduğunu hayal edebilirsiniz. Resmi adıyla Thera, dünya çapında tartışılmaz bir üne sahip.
Gastronomik deneyimler, her yolculuğun kalbidir. Popüler bir destinasyon olan Thera, gurmeler için pek çok seçenek sunuyor. Adanın her köyünde birbirinden farklı lezzet durakları mevcut; seçim tamamen size kalmış.
Ancak dürüst olmak gerekirse, Santorini'de durum biraz farklı işliyor. Burada bazen "ne yediğinizden ziyade, nerede yediğiniz önemlidir" felsefesi baskın çıkabiliyor. Elbette hepimiz yerel halkın tercih ettiği, gerçek ve otantik lezzetler sunan o gizli kafeleri veya restoranları keşfetmek isteriz. Fakat bazen böyle özel noktaları arayıp bulmak için yeterli vaktimiz olmayabiliyor.
Ayrıca kabul edelim, Santorini'ye asıl geliş sebebimiz o büyüleyici konumdur. Bu "volkanik ada", sadece bölgenin değil, dünyanın en güzel manzaralarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle Oia, gün batımının gökyüzünü şeftali, pembe ve mor tonlarına boyadığı o saatlerde, unutulmaz bir kahvaltı, keyifli bir öğle yemeği veya romantik bir akşam yemeği için nefes kesici teraslar sunuyor.
Masada otururken, sağınızda veya solunuzda dünyanın en romantik manzaralarından biri uzanırken, tabağınızda ne olduğu aslında çok da önemli değil. Hatta tabağınız boş olsa bile o manzara sizi doyurmaya yeter. İşte Santorini'nin büyüsü tam olarak burada devreye giriyor.
Yine de, Santorini'nin şüphesiz gerçek bir gastronomi merkezi olduğunu unutmamak gerek.
Yerel şaraplar burada çok popüler ve ada sınırlarının çok ötesinde bir üne sahip. Sünger taşı, katılaşmış lav parçaları, volkanik kül ve kumdan oluşan özel toprak yapısı, şaraplara benzersiz bir karakter katıyor. Henüz olgunlaşmamış üzümlerden yapılan beyaz şarap Nikteri, güneşte kurutulmuş üzümlerden elde edilen tatlı kırmızı şarap Vinsanto ve grappayı anımsatan oldukça sert bir içki olan Cicudia mutlaka denenmeli.
Yunan salatasını bir de burada sipariş edin. Oldukça basit bir yemek gibi görünse de, lezzetiyle sizi büyüleyecektir. Yerel olarak yetiştirilen kırmızı soğan, domates, salatalık ve taze feta peyniri... Dürüst olmak gerekirse, hayatımızda yediğimiz en lezzetli salatalardan biriydi. Volkanik toprağın sebzelere verdiği o zengin ve aromatik tat gerçekten inanılmaz.
"Siyah kumlu" Perivolos plajı ise gerçek bir turistik cazibe merkezi. Siyah lav kumuna ayaklarınızla dokunmak eşsiz bir deneyim. Ayrıca burada yüzme ve yemek yeme için çok sayıda kaliteli seçenek mevcut. Biz, "o Perivolos" balık tavernasına uğradık; Yunan salatası, fava, tatlı kırmızı soğan, deniz mahsulleri, fırında patlıcan ve otantik Girit salatası ile ziyafetin tadını çıkardık. Başlangıçlar o kadar zengindi ki ana yemeğe geçmek bile başlı başına bir zorluktu.
Pyrgos köyü, Fira veya Oia kadar popüler olmasa da, yerel tavernada en iyi yemek deneyimlerini yaşayabileceğiniz yerlerden biridir. Kalabalıktan uzak, otantik ve lezzetli yemekler arayan yerel halkın tercihidir. Tepede yer aldığı için harika bir panoramik manzarası olan Mythos tavernası, geniş yemek ve şarap çeşitliliğiyle öne çıkar. Bir diğer harika seçenek olan Metaxy Mas'ta ise Vinsanto soslu fileto, portakal soslu domuz pirzolası veya midye, karides ve safranlı risottoyu anımsatan bir deniz mahsullü yemek olan 'Giouvetsi'yi mutlaka denemelisiniz. Mürettebatınızdan sizi bu köye götürecek bir transfer ayarlamasını isteyin ve Santorini'nin gerçek lezzetlerini keşfetmenin keyfini çıkarın.
Nerede yemek yerseniz yiyin, Yunan mutfağının vazgeçilmezi olan taze mevsimsel malzemeler, sıcak bir misafirperverlik ve harika insanlarla karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.
Gastronomi tutkunları, yine Pyrgos'ta bulunan dünyaca ünlü "Selene" restoranını mutlaka ziyaret etmeli. Burası sadece yaratıcı Yunan ve Santorini mutfağı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda inanılmaz bir hikayeye de ev sahipliği yapıyor.
Restoran, 30 yıldan uzun bir süre önce, Yunan mutfağının henüz popüler olmadığı bir dönemde Bay Giorgos Hatzigiannakis tarafından açıldı. O dönemde yerel restoranlar, Yunan yemeklerini "eski zamanların yoksulluğunu temsil ettiği" gerekçesiyle reddedip Fransız mutfağına odaklanıyorlardı. Hatzigiannakis ailesi ise tam tersini düşündü. Eski tarifleri modernize ederek, yerel malzemeleri öne çıkararak ve mutfak deneyleriyle Santorini mutfağını geliştirdiler. Bu çabaları önce gezginler, ardından yerel halk tarafından takdirle karşılandı. "Selene", günümüzde bildiğimiz modern Yunan mutfağının ve Santorini'nin popüler bir gurme destinasyonu haline gelmesinin öncüsü oldu.
Lüks yatınızla Ege'nin masmavi sularında seyrederken, "a la greca" tarzında bir ziyafetin keyfini çıkarın.