İlk kez gittiğiniz her yerde, mümkün olduğunca çok şey görme arzusu duyarsınız. Böylece eve döndüğünüzde, başkalarıyla paylaşabileceğiniz veya günlük hayatın rutininde ihtiyaç duyduğunuzda anımsayabileceğiniz daha fazla hikayeniz ve anınız olur.
Gezginler genellikle birkaç gün, bir hafta veya iki haftalık bir yat kiralama kararı alırlar. Kısa süreli bir yolculukta bir veya iki lokasyonu keşfetmek ve huzurlu koylarda dinlenmek mümkündür. Ancak bir veya iki haftalık bir süre, özellikle Doğu Akdeniz'in en iyi seyir alanlarından biri olan güneydoğu Ege'de bir yat kiraladığınızda çok farklı bir deneyime dönüşür. Bu rotada sadece Yunan adalarını ziyaret etmekle kalmaz, aynı zamanda Oniki Adalar'ın komşusu olan Türkiye'nin o meşhur turkuaz kıyılarına tanıklık etme şansına da sahip olursunuz.
Gerçekten de en popüler yat kiralama rotalarından biri; Rodos, Simi, Kos, Tilos gibi büyüleyici Yunan adaları ile Bodrum, Datça, Gökova, Bozburun, Marmaris ve Göcek gibi Türkiye'nin incilerini kapsar. Bu rota, her iki ülkenin kıyıları ortak bir geçmişe, benzer kültürel değerlere ve mutfak kültürüne sahip olsa da, aslında ne kadar farklı dünyalar olduklarını görmenizi sağlar. Bu yat kiralama rotası sizi hayran bırakacak; çünkü yanınızda paylaşacak çok daha fazla hikaye ve biriktirecek çok daha fazla anı getireceksiniz.
Çoğu kiralama, yaz aylarında birçok Avrupa şehrinden kolayca ulaşılabilen uluslararası havalimanına sahip Rodos'tan başlar. Rodos'ta; yelkenli bir yat, geleneksel ahşap Türk guleti, güçlü bir süper yat veya bir katamaran arasından tatiliniz için seçtiğiniz tekneye binersiniz. Sonrasında hangi rotayı izleyeceğiniz, hangi ada ve kasabaları ziyaret edeceğiniz tamamen size kalmıştır. Tek bir kesin gerçek var: Yazın her daim güneşli, huzurlu ve keyifli olan bu bölgede %100 tatmin olacaksınız.
Arzu ederseniz, seyahatinizi yine Rodos'ta sonlandırabilirsiniz. Bir diğer seçenek ise uluslararası havalimanı bulunan Bodrum'dur ya da bir otel rezervasyonunuz varsa feribotla Santorini gibi başka bir Yunan adasına geçiş yapabilirsiniz. Bu bölgedeki imkanlar sonsuzdur.
Gezginlerin yelken açmak için neden özellikle bu bölgeyi seçtiği şaşırtıcı değil. Bunun bir nedeni, Odysseus gibi geçmişin efsanevi denizcilerinin izinden gitme şansınızın olmasıdır. Onların maceraları sayesinde biliyoruz ki; adadan adaya yelken açmak, suların daha mavi ve berrak olduğu, servi ağaçlarının daha yüksek, zeytinliklerin daha yeşil olduğu, balıkların daha lezzetli ve salataların daha taze olduğu bu toprakları yeniden keşfetmek gerçek bir zevktir. Doğa ve sevdiklerinizle kesintisiz bir romantizm yaşamak için ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz: tenha kıyı köyleri, dağlar, kayalıklar ve girintili çıkıntılı sahil şeritleri. Binlerce yıldır maceraperest ruhları kendine çeken ve çekmeye de devam edecek olan bir dekorun içinde bulunmak büyüleyicidir.
Doğu ile Batı'nın buluştuğu güzel Yunanistan ve pastoral Türkiye'deki kişisel yolculuğunuzda, mimarideki o ince zıtlığı hissedeceksiniz. Kiliselerin çan seslerinin yerini minarelere bıraktığına, Yunanistan'ın beyaz badanalı şirin kasabalarının Türkiye kıyılarındaki Osmanlı dokulu köylerle yarattığı kontrasta tanık olacaksınız. Yerel kadınların incir, zeytin ve portakal hasadı yaparken ya da gözünüzün önünde geleneksel gözleme pişirirken giydikleri yöresel kıyafetleri görecek ve bu lezzetleri mutlaka tadacaksınız. Her iki ülkede de oldukça sakin ve gözlerden uzak koylar keşfedecek, keçi çanlarını ve cırcır böceklerinin melodisini dinleyeceksiniz. Ayrıca, yaz aylarında en ünlü DJ'lerin, sanatçıların ve müzik dehalarının performans sergilediği Bodrum'un canlı partilerine de katılabilirsiniz.
Bunlar, gerçek bir denizci düşü olan bu seyir bölgesinde sizi bekleyen öne çıkanlardan sadece birkaçıdır.
Hangi yatı seçeceğiniz, hangi rotaları izleyeceğiniz ve hayatınızın en unutulmaz yolculuklarından birine başlamadan önce aklınızdaki tüm soruların yanıtlarını almak için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.